Ara

ATIKSIZ YAŞAMA GİRİŞ

Birkaç yıl süresince yalnızca bir kavanoz atık çıkararak yaşayan insanları görüyoruz. Bu cümlede okumamız gereken iki şey var. Birincisi; bu insanlar bir gecede tüm alışkanlıklarını değiştirip atıksız yaşama geçmediler. İkincisi; bir kavanoz da olsa bir kamyon da olsa demek ki bu düzende öyle ya da böyle hepimiz çöp çıkarıyoruz.



Atıksız bir yaşama niyet ederken amacımız maksimum bir kavanoz çöp çıkarmak olursa yıpranmak çok olası. Ama amacımız her gün kendimizi biraz daha aşmak, gücümüz yettiğince değişmek, dönüşmek olursa güzelliklerin eşiğindeyiz demektir. Çünkü kendini aşmak gibisi yoktur.


Bu yola çıktığımdan beri her gün daha iyisini yapmak için çabalıyorum. Epey yol katettim, daha da yolum var. Yolun neresinde olduğumuzu değil, her an kendi sınırlarımız içinde ne kadar adım attığımızı önemsiyorum. Bir yerden sonrası olmuyorsa olmuyordur elbette. Ama gerçekten olamıyor mu? Kendimize bunu sormak ve dürüstçe cevap vermek, işte bütün mesele bu…


Eğer bu yola çıkmak niyetindeysek, ilk aşamada kolayca hayatımızdan çıkarıp, yerine alternatifini koyabileceğimiz çok fazla şey var.


Gelin bunlardan bahsedelim;


Pet şişe>>>>MATARA

“Her yıl satın alınan 50 milyar şişe suyun %80’inin sonu depolama alanında bitiyor.”


Dışarı çıktığımızda günde ortalama 1-2 adet plastik şişede su alıyoruz. Bunu haftaya, aya, yıla ve pek çok yıllara vurduğumuzda ortaya çıkan rakamları düşünün. Bunun yerine yanımızda taşıyabileceğimiz bir matarayla okyanusta oluşacak bir pet şişe adasını engelleyebiliriz.


Üstelik plastik şişelerin ne kadar sağlıksız olduğu tartışmaya gerek olmayan bir konu. Mataraya da alternatif olarak cam şişede su alıp, kullanmaya devam edebiliriz.1,5 yıldır hala matara almadım, cam şişede su taşıyorum. Gittiğim yerlerde tekrar doldurarak rahatlıkla kullanabiliyorum. Tek sıkıntısı düşürdüğümüz zaman camın kırılabilmesi. Şart değil ama iyi bir matara rahatlık sağlayabilir.


Hem bizim için sağlıklı, hem çevre için daha iyi, hem de daha ekonomik seçenekler varken plastik şişeyi kim ne yapsın!

Plastik poşet>>>> BEZ ÇANTA, KESE, FİLE, SEPET

“Dünya çapında her dakika tahmini 2 milyon plastik poşetin kullanılıp atıldığını biliyor musunuz? “


Gün içinde pazar, market, kıyafet alışverişinde öyle çok plastik poşet kullanıyoruz ki bir kez fark ettiğinde insan hayrete düşüyor. Poşetlerin ücretli olmasından sonra kullanım marketlerde biraz azalsa da konu hala kişilerin inisiyatifinde kalıyor. Oysa plastik poşetlere o kadar ihtiyacımız yok ki. Üstelik o kadar estetik değiller ki hayatımıza nasıl bu kadar sızabildiklerine şaşıp kalıyorum.



Plastik poşetler evlerimizi ve hayatlarımızı ele geçirmeden önce alternatiflere bir bakalım. Bez çanta, file, kese ya da özellikle sebze-meyve alışverişi için sepet… Bu noktada elimize ansızın tutuşturulan poşetleri sıkça reddetmek gerekiyor. Kendimiz ve doğamız için daha iyisini yaparken hayır demekten niye çekinelim?

Tek kullanımlık karton bardak>>>> BARDAK, TERMOS

“Akdeniz’in açık sularını, deniz tabanını ve kıyılarını kirleten atıkların %95’i plastik. Bu atıkların başlıca kaynağı Türkiye ve İspanya. İtalya, Mı- sır ve Fransa da bu iki ülkeyi takip ediyor.”


Ah bu karton bardaklar… İşyerlerinde, özel gün partilerinde, pikniklerde, hayatımızın her yerinde… Aman biz bardak taşımakla, yıkamakla uğraşmayalım da doğa nasılsa yutar değil mi? Değil, hiç öyle değil. Karton bardakların materyali kağıt olsa da sıcaklığa ve ıslaklığa karşı dayanması için plastikle kaplanıyorlar ve maalesef geri dönüşümleri olamıyor.


İşyerlerimizde ya da piknik gibi aktivitelerde kendi fincanlarımızı kullanabilir, dışarı çıkarken de bir termos yanımıza alabiliriz. Kahvemizi de yapıp koyarsak mis gibi ev ekonomisi.


Diyelim ki uğraşamadık, vaktimiz olmadı; o zamanda termosuyla gidenlere indirim yapan pek çok kafe var. Olmayanlara da çağrı yaparak Türkişiminimalizm’ in başlattığı #kahvemtermosta hareketine dâhil olmalarını sağlayabiliriz. İndirim yapan kafelerin listesi ve harekete dair daha fazla bilgi için>>

https://www.turkisiminimalizm.com/post/sifir-atik-konusunda-beraber-bir-adim-atalim-mi-kahvemtermosta


Elbet kafelerin yeniden işlediği, bir araya korkmadan geldiğimiz günleri göreceğiz :)


Ambalaj kağıdı >>>> KAVANOZ

“Avrupa’da üretilen plastiğin %40’ı ambalajda kullanılıyor, bu da yılda 16,7 milyon ton atığın ortaya çıkmasına neden oluyor.”



Baharat, çerez, bakliyat vb. açıktan alınabilecek şeyler için gereksiz ambalaj kullanımına mecbur değiliz. Çoğu kez eve geldiğimizde zaten kavanozlara koyuyoruz. Dışarıdan eve süren kısa yolculuk için atık çıkarmaya ne gerek var. Satıcıdan kendi kavanozumuza koymasını rica edebilir, neden böyle bir zahmete girdiğimizi soran olursa da(ki oluyor) plastiklerin doğaya ve bize zarar verdiğini söyleyebiliriz. Bir taşla iki kuş!


Dışarıda yemek>>>> SAKLAMA KABI, ÇATAL- KAŞIK

Dışarıda yenen özellikle fast-food yemekler kat kat ambalajlara sarılır; yanında verilen ıslak mendil paketleri, plastik çatal-kaşıklar da ekstrası. Eğer bulunduğumuz yerde düzgünce, atık çıkarmadan yemek yiyebileceğimiz alternatifler yoksa dışarıda yemeği azaltıp, evde yaparak ve kendi saklama kabımıza koyup götürerek hem sağlığımızı korur hem de dışarda paketleme için kullanılacak pek çok atığın önüne geçmiş oluruz. Bonus olarak paramızda cebimizde kalır. Çın çınn! atıksız yaşam cüzdanımızı da koruyor. Yemek götüremesek bile kendi çatal bıçağımızı taşısak gereksiz yere plastik çatal, kaşık kullanmaktan kurtulabiliriz.


Paslanmaz çelik saklama kabı, sefer tası ya da yemek termosları kullanılabilir. Eğer taşınması kolay olsun gibi bir derdimiz yoksa cam kullanabiliriz. Bugün elimizde hangisi varsa en iyi seçenek odur. Onunla başlayıp sonrasında kendimiz için en işlevsel olanı seçebiliriz.


Çatal-kaşık olarak tahta olanlar daha tatlı ve daha sağlıklı. Ama tabi ki zorunluluk değil, evdekilerden yanımıza alıp kullanabiliriz. Eğer benim gibi tahtadan yapılmış şeylere düşkünseniz bambu, şimşir, zeytin gibi çeşitli seçenekler var. Araştırmalarıma göre bambu ülkemizde yetişmiyor. Onun yerine şimşir ya da zeytin tercih edebiliriz. Yerelliğin de doğa için daha iyi olduğunu unutmayalım.

Pipet >>>> BAMBU VE YA ÇELİK PİPET

“Plastik pipetler polipropilen, polietilen ve ya kanserojen olduğu kanıtlanmış polistiren’den yapılır. Yalnızca toksik değil aynı zamanda BPA yüklüdür. Ortalama bir insan günde yaklaşık 1,6 tek kullanımlık plastik pipet kullanır, ayrıca plastik pipet okyanustaki plastik kirliliğin en yaygın biçimlerinden biridir. Üstelik pipete gerçek anlamda ihtiyacımız bile yoktur.”


Arkamıza bakmadan hayatımızdan çıkarabileceklerimiz arasında plastik pipet başı çekiyor olabilir. Ancak dışarıda bir şeyler içtiğimizde biz istemesek bile içine koyup getiriveriyorlar. Biraz atik olup, pipet istemiyorum demeyi öğrenmemiz gerekiyor.


Kişisel olarak pipete pek ihtiyaç duymuyorum ama bazı durumlarda hijyen açısından gerekli olabilir. İhtiyaç zamanları için alternatifleri mevcut. Bambu ya da çelik pipetler… (Buğday sapından ya da silikondan yapılanları da mevcut) Üstelik çok kullanımlık, daha güzel ve sürdürülebilir.


Çöpsüz yaşamak çok havalı değil mi, ne dersiniz?






YARARLANILAN KAYNAKLAR