Ara

NASIL SÜRDÜRÜLEBİLİR GİYİM?



Hızlı moda ve etkilerini ‘Neden Sürdürülebilir Giyim?’ yazısında ele almıştım.


Bu gerçekleri konuştuktan sonra biraz canımız sıkılmış olabilir. Giyinmeyi bir ifade biçimi olarak görüyor ve bundan keyif alıyor olabiliriz. Bana kalırsa sürekli yeni şeyler almadan da kendimizi ifade edecek ve tarzımıza uygun şekilde giyinebiliriz. Şu an hali hazırda dünyada üretilmiş öyle çok kıyafet var ki. Yöntemlerimizi değiştirerek sürdürülebilir giyinme pratikleri oluşturabiliriz. Giyinme ihtiyacımızı karşılamanın yollarını basitçe özetlersek; Giymediğimiz kıyafetleri eşimiz dostumuzla paylaşmak: En sevdiğim seçenek olabilir. Hem bende atıl durumda olan bir kıyafet bir başka arkadaşımda hayat bulduğunda çok seviniyorum, hem de arkadaşımda olan kıyafet bana olduğunda. Özellikle de ihtiyaç duyduğum birşeyse. Resimde üzerimdeki pantolonu arkadaşım giymediği için bana vermişti. Birimizin giymediği diğerimiz için hazine olabilir. En güzel avm arkadaşın gardrobu benden söylemesi.

Arkadaşlarımızla takas yaparak ve ödünç alarak ihtiyaçlarımızı karşılamak: Çok nadiren ihtiyacım olan gece elbisesi vs. gibi şeyler için de ödünç almayı tercih ediyorum. Bir iki kez giymek için dolap bekleyen şeyler beni rahatsız ediyor. Gece kıyafetleri çok zamansız tasarımlar hariç genelde demode oluyor ve çok fazla giyilemeden atıl duruma düşüyor. Maksimum birkaç kez giyilecek bir şey için hem para hem zaman harcamak keyfimi kaçırıyor. Gene topuklu ayakkabı, özel gün çantası vs. gibi şeyler de aynı kategoriye giriyor. Ya da birkaç günlüğüne kar tatiline gideceksek ve yaşadığımız yer sıcak iklimse kış montu almak çok saçma olur. Bu vb. durumlar için takas ve ödünç alma ile ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorsak ne mutlu bize.

Ömrü dolan kıyafetlerimizi ileri dönüştürmek: Kıyafetlerimiz artık işlevsel olarak ömrünü tamamladığında geri dönüşüme de göndermeden önce onları yeni şeylere dönüştürürek hayat vermek mümkün. Atıklar değerlenir, ihtiyaçlar bedavaya karşılanır. Bir taşla iki kuş! İşin dönüşüm kısmı ise yaratıcılığa kalmış. Kumaş parçalarından çanta, kalemlik, süsleme, önlük yapmak resimlerde göreceğiniz örnekler. Kalanlar ise derya deniz:) İtiraf etmeliyim ki ben bu konuda pek iyi sayılmam.

Kendimiz dikmek ya da tamir etmek: Elimizden geliyorsa herhangi birşeyi kendimiz dikmek, örmek ve giyim ihtiyacımızı karşılamak şahane. Dikmek teferruatlı birşey herkesin elinden gelmeyebilir mesela benim gelmiyor:D Elimizdekileri onarmak, tamir etmekte çok kıymetli bence. Kendimiz yapamıyorsak da terziye, tamirciye yaptırıp kullanım ömrünü uzatmak. Sırf bir yeri yırtıldığı için bir kıyafeti çöpe atmak lüksümüz olduğunu düşünmüyorum. Özellikle ayakkabı, çanta gibi şeyleri sonsuz kez tamir ettirir, kullanılmaz olana dek kullanırım. Bir sandaleti dört kez ayakkabıcıya yaptırdığımı bilirim 😊


İkinci el alışveriş: İkinci el alışveriş giyim ihtiyaçlarını karşılamak konusunda çok önemsediğim bir adım ve benim hayatımda da önemli bir noktada. Bu resimdeki pantolon hariç tüm kıyafetler de ikinci el. Hepimizde illaki artık giymediğimiz pek çok kıyafet var. Peki ya bunların dolaşımını sağlasak zaten üretilmiş olan bu kıyafetleri ikinci el sistemleri ile elden ele kullanarak kullanım ömrünü uzatsak çok güzel olmaz mı:)

Hayatımızda dönem dönem ihtiyaçlar ve tarzlar değişebilir. Her ne kadar zamansız parçalar kurtarıcı olsa da farklı giyim zevklerimiz söz konusu olabilir. İşte bu noktada ikinci el giyinmeyi çok kurtarıcı görüyorum. Keşke ülkemizde de ikinci el mağazalar artsa ve erişilebilir olsa. Bunun yerine şimdilik ikinci el kıyafet uygulamalarından yararlanabiliriz. Birimizin artık giymediği diğerimiz için bir hazine olabilir.


*Tabi bu uygulamalara eleştiri olarak şunu söyleyebilirim. İkinci el alışveriş habitatında para kazanma amacı ön planda olabiliyor, maalesef kıyafetler genel olarak fiyatı biraz indirilerek satışa konuyor. Oysa ki bence asıl amaç erişilebilir fiyatlar üzerinden ikinci el kıyafet dolaşımını artırmak olmalı. Herkes daha uygun fiyatlardan satış yapsa, herkes ihtiyaçlarını daha kolayca karşılayabilir. Satmak da almak da daha kolay olur. Bir de tabi bu uygulamaları ticari platform olarak kullanan butikler var.


Umarım bu konuda farklı projeler, fikirler hayata geçer. Ve ikinci el alışveriş yaparak ihtiyaçlarımızı karşılamak daha kolay olur.


Yavaş modaya uygun üretim yapan küçük üreticiden alışveriş yapmak: Doğaya ve insan sağlığına saygılı malzemeler ve yöntemlerle sürdürülebilir bir yaklaşımı benimseyen, üretim aşamasından ürünün tüketiciye ulaştığı son ana kadar, doğa ve insan için adil ve etik bir süreci destekleyen küçük markalardan alışveriş yapabiliriz. Şanslıyız ki sayıları giderek artıyor.


Bu alanda yüksek fiyatlarla satış yapan ve niş bir kitleye hitap eden markalar olduğu gibi, erişilebilir fiyatlardan satış yapan markalar da var. Genelde benim radarıma da onlar giriyor. Her ne kadar uzun süreler giyeceğim bir kıyafet için hızlı modadakinden daha yüksek fiyatlar vermeye razı olmamız gerektiğini düşünsem de elbette herkesin bir bütçe sınırı var.

Zamansız, birbirine uyan parçalar seçerek kapsül gardrop oluşturmak:

Bazı kıyafetlerinizin zamana meydan okuduğunu ve onlardan hiç sıkılmadığınızı farketmişsinizdir. Muhtemelen zamansız bir parça olduğu içindir. Klasik renkler ve kesimler, her döneme hitap eden kıyafetler..


Kapsül bir gardrop oluşturmak söylemesi kolay, pratikte hayata geçirmesi zaman isteyen bir seçenek. Hem kendi bedenimizi ve tarzımızı hem de zamansız ruhu biraz tanımak gerekiyor. Ana parçalarımızı ve ana renklerimizi seçmek bir başlangıç olabilir. Birden değil yavaş yavaş bu parçaları edinebiliriz. Böylesi hem daha kolay hem de daha doğru olur.

Böyle bir gardrop için moda olana karşı dirayetli durmak, anlık isteklerimize de boyun eğmemek gerekiyor. Bir parçayı satın almadan önce doğaya ve insana verdiği zararları yani gizli maliyetlerini hatırlamak gerekiyor. 😊

Ekolojik esaslara uygun üretilmiş ürünleri tercih etmek: Tekstil konusunda Türkiye’de sertifika kuruluşlarınca uluslararası kabul gören bir standart olan GOTS (Global Organic Textile Standard) sertifikası veriliyor. Global Organic Textile Standard (GOTS), üretim zinciri boyunca çevresel ve toplumsal açıdan tüketiciye güvenilir ekolojik ürün teminatı veriyor. Standart, ham elyaf üretiminden, iplik, dokuma–örme, boya, terbiye, bitim işlemleri ve konfeksiyona kadar olan tüm üretim aşamalarını ve ticaretini kapsıyor. GOTS, çevre yönetimi, işçi sağlığı ve güvenliği, aksesuvar, boya–kimyasallar konusundaki kriterleri başta olmak üzere, katı kuralları olan bir standart. Kendi içerisinde farklı elyaf karışımları öneriyor. Minimum yüzde 70 ekolojik elyaf (pamuk, keten, yün ve ipek) ve maksimum yüzde 10 sentetik elyaf kullanılmasına izin veriyor. Çorap ve spor giyim ürünlerinde istisna olarak yüzde 25 sentetik elyaf kullanımına izin veriliyor.


Bir markanın GOTS sertifikası olup olmadığını da bence anlamak çok kolay. Çünkü eğer varsa bunu mutlaka vurgulayarak belirtiyorlar 😊

Büyük markalardan doğa dostu üretim talep ederek onları teşvik etmek: Kendi dünyamızda sürdürülebilir giyim pratiklerini benimsemek ve ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek harika. Ama dışarıda bir yerlerde hala doğal varlıklar, kadın ve çocuk işçiler sömürülmeye devam ediyor. Topyekün bir dönüşüme ihtiyacımız var. Sektörü etkileyen, karbon salımının büyük bir kısmından sorumlu olan hızlı moda markaları değişmeden, gerçek bir değişimden söz edemeyiz. Büyük markalara sorular sormak, onları temiz üretime teşvik etmek de çok önemli bir mesele. Bunu markalara mail atmak, sosyal medyadan soru sormak, etiketlemek gibi yollarla gerçekleştirebiliriz.


0 yorum