Ara

NEDEN ZEHİRSİZ TEMİZLİK ?

İnatçı kirler, çıkmayan yağlar, hain mikroplar… Mikropları yok etmeye çalışırken sağlığımız için gerekli ve faydalı olan mikroorganizmaları da öldürüyoruz. Yağları da kirleri de dize getiren; ovalamaya, durulamaya gerek olmayan temizleyiciler. Dert etmeye de gerek yok çünkü artık temizlik çok kolay ve hesaplı. Maliyeti kirlettiğimiz havaya, suya toprağa ödetiyoruz. Yaban hayatı yok oluyor, biyoçeşitlilik azalıyor. Güzel ütopya… Peki, gerçekten öyle mi?



Zehirsiz temizlik konusunu yazarken zehirlerin içinde kaybolduğumu söyleyebilirim. Mesele gerçekten çok geniş ve hepimiz bu kadar detay bilgiye ihtiyaç duymuyor olabiliriz. Okunma kolaylığı sağlaması için yazı başlıklara ayrıldı. İster direkt en ilginizi çeken kısımları okuyabilir, isterseniz de detaylarda kaybolabilirsiniz:)

NEDEN TEMİZLİK YAPIYORUZ?

Tüm bu vaatler, reklamlar, tüm bu pazarlama pırıl pırıl bir temizlik için. Peki temizlik nedir, neden yaparız? Temizlik: çeşitli zeminlerde, kullanılan alet-ekipman ya da kıyafetlerde (temizlenen madde) kullandıktan sonra kalan ve mikroorganizmaların çoğalmasını sağlayan bitkisel ve ya hayvansal yağlar, tuz, şeker ve benzerlerinin (bulaşık madde) uygun temizlik yöntemi ile yok edilmesidir. Kaba tabiri ile bulunmaması gereken yerde bulunan her türlü maddeye kir diyoruz. Ve temizlikte de kirlerle mücadele ediyoruz. Peki, içerisinde tonlarca kimyasal olan, yaşayan her mikroorganizmayı öldürmek amaçlı üretilmiş temizleyicileri kullanmayı gerektirecek kadar kirli mi gerçekten evlerimiz?

KİMYASALLARIN KISA TARİHİ

Kirlerle mücadele etmek için hayatımıza giren kimyasal temizleyicilere yakından bakalım; milyonlarca yıl önce, dünya çoğunlukla içinde milyarlarca ton tarih öncesi bitki ve hayvanın yaşadığı okyanuslarla kaplıydı. Bu bitki ve hayvanlar öldüğü zaman kalıntıları dibe çöktü ve üzerlerinde binlerce metre tortu ve kaya birikti. Bu jeolojik malzemelerin ısı ve basıncı, ölü bitki ve hayvan katmanlarını petrol dediğimiz yapışkan siyah bir malzemeye dönüştürdü.


Kimyasal düzeyde petrol, hidrokarbon zincirlerinden oluşur. Ham haliyle bu uzun hidrokarbon zincirleri kullanım açısından bir işe yaramaz. Ancak daha kısa zincirlere ayrıldıklarında propan, bütan, benzin, ısıtma yağı, yağlayıcılar ve etilen elde ederiz ki bunlar plastikten deterjana kadar her şeyin yapıtaşlarıdır ve geçtiğimiz yüzyılda gerçekleşen kimyasal devrimin bel kemiğidir. Ekonomik maliyeti düşük olduğu için üretimleri artan petrol bazlı deterjanların 1960’ lı yıllarda ABD’ de çevreye verdiği zararlar tespit edilerek, kullanılan hammaddelere sınırlamalar getirilmeye başlanmıştır.


Kimyasallar hayat kalitemizde ölçülemez iyileşmeler sağladı. Kimya olmasaydı modern dünyamızda var olan, bilgisayarlardan arabalara kadar hiçbir şey var olmayacaktı. Kimya, başlı başına kötü bir şey değil; güvenilir ve güvenilir olmayan kimyasallar var. Problem hangisinin hangisi olduğunu tamamen bilmememiz.


HER BİR EV LABORATUVAR

Bugün dünya çapında 80.000 farklı kimyasal karıştırılıp, üretilip kullanılıyor. Bunların %10’undan azı insan ve çevre güvenilirliği açısından değerlendiriliyor. Araştırmacılar, sürekli yeni tanıtılan kimyasal karışımların akışına ayak uyduramıyorlar.Bu durum büyük çoğunluğun güvenlik garantisi olmadan piyasaya girebilmesiyle sonuçlanıyor. Ancak sorunlar ortaya çıktıktan sonra analize gidiliyor, yasaklanıyor ya da alternatifi deneniyor.


Sağlığımızı nasıl etkilediğini tam olarak bilmediğimiz, bazılarını bilsek bile isimleri değiştirilerek yeniden ürün içeriklerine dâhil edilen pek çok kimyasalı kullanarak evimizde büyük bir deney yapıyoruz.


80.000 üzerindeki kimyasal ve sayısız insan hastalığı arasındaki bağlantıların bulunması imkânsıza yakındır. Günlük hayatımızda tek bir kimyasal bileşene maruz kalmadığımız için kimyasal bileşikler ve sağlık problemleri arasında direkt bir bağlantı kuramıyoruz. Bu kanıtların yokluğunda da kimya endüstrisi tüketicilere güven vermekte çok hızlı davranıyor. Sağlıksız oldukları kanıtlanmadığı sürece, yasal düzenleme de yapılamıyor.


Bu da bizi önemli bir soruya yönlendiriyor, evlerimizde kimyasal madde kullanmak konusunda kaygılanmak için bireyler olarak ne kadar kanıta ihtiyacımız var?


BİLİMSEL VERİLER

80.000’in üzerindeki kimyasalın her birisinin etkilerini bilemesek de, kullandığımız ürünlerde yaygın olarak bulunan kimyasalların etkileri ve kimyasal devrimin hayatımızda yol açtığı problemler konusunda bildiğimiz şeyler var; Kimyasal kullanımımız son 50 yılda fırladı. İnsanlık tarihi boyunca var olandan daha büyük miktarlarda ve çok farklı çeşitlerde sentetik karışım üretiyor ve kullanıyoruz. Vücudumuzun bu kimyasallardan yüzlercesi ile kirlendiğini ve kirlenmeye devam ettiğini; tüm bu kirletici maddelerin kanser, hormonal bozukluk, üreme ve gelişimsel rahatsızlıklar, nörolojik problemler, organ hasarları ve pek çok diğer hastalığa yol açtığını biliyoruz.


Ayrıca kimyasal kullanımımızın patladığı aynı zaman dilimi içerisinde, kanserin epidemik oranlara ulaştığını ve astımın çocuklarımızın çoğunu etkilediğini biliyoruz. Kimyasal kullanımımızın artmasıyla, hastalıkların oranının artması arasında bir şekilde bağlantı olması mantıksız mı?


*İngiltere Bristol Üniversitesi’nde, 7162 çocuk üzerinde yapılan incelemede; hamileyken ve doğumdan sonra çamaşır suyu, dezenfektan, böcek ilacı, halı temizleyicisi gibi maddeleri sık kullanan annelerin çocuklarının ciğerlerinde hırıltı, 8 yaşından sonra da solunum yeteneklerinde azalma olduğu görüldü.


*Deterjanlar kiri çözme yönleri ile cilde de kolay nüfus etmektedir. ABD’ de yapılan çalışmalarda bir günde insan vücuduna giren deterjan yüzey aktif maddesinin 0,3-3 mg. arasında olduğu belirtilmektedir.


*Deterjanların; kısırlık, nörotoksik, akciğer ve böbrek hasarları, kanser, körlük ve astım gibi hastalıklara yol açabileceği TÜBİTAK tarafından açıklanmıştır.


*Federal Çevre Koruma Kurumu’na(EPA) göre, evlerdeki kimyasal kirlilik dışarıya göre %70 daha fazla. Yine yapılan istatistikler, ev hanımlarının dışarıda çalışanlara oranla üç kat daha fazla kansere yakalandıklarını gösteriyor.


Yeterli kanıta çoktan sahip değil miyiz?

EV KİMYASALLARINA NASIL MARUZ KALIYORUZ?

Akut maruz kalma: tek, büyük bir aşırı maruz kalmadır. Örneğin; çamaşır suyu ve başka bir temizleyiciyi karıştırdığımızda zehirlenmemiz.


Kronik maruz kalma: Düşük seviyeli maruziyetlerin uzun süreler tekrarlanması sonucu oluşur ve çok farklı değişkenler söz konusu olduğundan tespit etmesi daha zordur. Bu noktada ‘biyoakümülasyon’ dan (biyobirikim) bahsetmek gerekir; hayvanlar ve insanlar zamanla (genellikle çok küçük dozlarda) hava, yiyecek, su yoluyla ve ya derilerinden emilim yoluyla kimyasal madde aldıklarında meydana gelir. Günlük yaşamda karşılaştığımız kimyasalların çoğu vücudumuzun içinde kolayca biyolojik olarak birikebilir.


Bu yüzden bir hafta içinde kimyasal temizleyici kullanarak kanser olmayız fakat bu maruziyet yıllar boyu devam ettiğinde hastalık ortaya çıkar. O zaman da beslenme, aktivite, hayat koşulları, çevre koşulları gibi pek çok faktör devreye girdiğinden kanseri direkt kimyasal temizleyicilerle ilişkilendiremeyiz. Belli ki çamaşır suyu kullandıktan sonra bize herhangi bir zararının olmadığını düşünmek çok doğru bir yaklaşım değil.


ÖNEMLİ NOKTALAR VE ETİKET OKUMAK



-Biyoçözünürlük, doğanın sürdürülebilir sisteminin merkezinde yer alır. Sonbaharda dökülen yaprakları baharda göremeyiz. Biyoçözünürlük, genelde ev temizleyicilerinde olumlu bir özelliktir. Bir tehlikeli madde ne kadar hızla daha güvenli parçalara ayrılırsa insan sağlığına zarar vereceği süre o kadar azalır. Fakat bu konuda üç önemli nokta var;


Birincisi, bir maddenin gözden kaybolması her zaman güvenilir olarak çözündüğünü göstermez. Örneğin, denizlere karışan plastik poşetler zamanla ayrışarak mikroplastiklere dönüşür. Onları görmememiz canlılığa zarar vermedikleri anlamına gelmez.


İkincisi, en tehlikeli ve uzun ömürlü maddeler bile sonunda biyolojik olarak çözünür. Fakat bu pek çok nesil süreceğinden, böyle bir bioçözünmenin sağlıklı bir durum olduğunu söyleyemeyiz.


Üçüncüsü, bir madde yalnızca belirli koşullar altında(örneğin kompostta ya da atık tesisinde) çözünebiliyorsa yani yaygın tüketici kullanımı açısından çözünmesi için gerekli koşullar kolayca bulunamıyorsa bunun da bir anlamı olmuyor.


-Bir madde kolayca bioçözünmüyorsa kalıcı olduğu söylenir. Ne yazık ki yaygın ev ürünleri kalıcı kimyasallardan yapılır. Bazı toksinlerin ayrışması için yüzlerce yıl gerekebilir.


- Bazı maddeler çözündüklerinde ve ya kanalizasyonda başka kimyasallarla karıştıklarında sentez ortaya çıkar ve orijinal hallerinden daha tehlikeli olabilirler.